• Washington DC
Bizi Takip Edin:

Doğu Türkistan’ın İki Cumhuriyetini İnanç, Cesaret ve Azmin Mirası Olarak Hatırlamak

Bugün, 12 Kasım 2025, Uygur halkının ve daha geniş Orta Asya bölgesinin modern tarihinde iki belirleyici an olan Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti’nin (1933-1934) 92. yıldönümü ve Doğu Türkistan Cumhuriyeti’nin (1944-1949) 81. yıldönümüdür.

12 Kasım 1933’te Kaşgar’da Birinci Cumhuriyet’in ilanı, Uygur ve diğer Müslüman Türk liderlerin derin bir belirsizlik döneminde inançlarını, onurlarını ve toplum yaşamlarını korumaya yönelik ortak çabalarını temsil etmektedir. Bu ilk Cumhuriyet kısa ömürlü olmasına rağmen, adaletin yönlendirdiği ve insan onuruna dayanan bir toplum inşa etme umudunu somutlaştırmıştır.

On yıl sonra, 12 Kasım 1944’te Gulca’da İkinci Doğu Türkistan Cumhuriyeti kurulmuştur. Kurucuları, bölgedeki tüm halklar arasında eğitimi, eşitliği ve barış içinde bir arada yaşamayı teşvik ederken kültürel ve dini özgürlüğü korumaya çalışmıştır. Her iki cumhuriyet de nihayetinde dönemin Sovyetler Birliği Başkanı Stalin’in doğrudan müdahalesiyle ezildi ve bu da bağımsızlığın kaybedilmesine ve yeni Çin işgalinin başlamasına yol açmıştır. Ancak onların inanç, azim ve birlik mirası nesiller boyunca Uygur halkına ilham vermeye devam etmektedir.

Uygur Araştırmaları Merkezi olarak bu yıldönümlerini anarken,  Doğu Türkistan’da devam eden soykırım ve dine yönelik zulme de dikkat  çekiyoruz. 2017’den bu yana milyonlarca Uygur ve diğer Türki Müslümanlar keyfi gözaltılara, zorla çalıştırmaya, ailelerinin ayrıştırılmasına ve camilerin ve İslami kurumların sistematik olarak tahrip edilmesine maruz kalmaktadır. Oruç tutmak, dua etmek ve geleneksel kıyafetler giymek gibi dini pratikler, Çin Komünist Partisi’nin baskıcı politikaları kapsamında suç sayılmıştır.

Uygur Araştırmalar Merkezi İcra Direktörü Abdülhakim İdris, “Doğu Türkistan Cumhuriyetleri’nin yıldönümleri bize halkımızın inanç ve geleneklerine göre açıkça yaşayabildiği bir zamanı hatırlatıyor” dedi. Bugün Uygur halkının inançlarının Çin Komünist Rejimi tarafından baskı ve zulümle yok edilmek istediğini söyleyen İdris, “Uygurlar varoluşsal bir tehditle karşı karşıya olarak varoluşun eşiğinde duruyorlar. Bu tarihi hatırlamak, konuşamayanlar adına konuşma ahlaki görevimizi güçlendiriyor.” değerlendirmesini yaptı.

Bu tarihi gün vesileyle Uygur Araştırmalar Merkezi, uluslararası toplumu, politika yapıcıları ve vicdan sahibi insanları geçmiş nesillerin fedakarlıklarını hatırlamaya ve zulümle karşı karşıya kalan Uygur halkıyla dayanışma içinde olmaya çağırmaktadır.

Yazı gezinmesi

Telif Hakkı Uygur Araştırmaları Merkezi - Tüm Hakları Saklıdır