Basın Duyurusu
15 Aralık, UNESCO’nun Özbekistan’ın Semerkant kentindeki 43. Genel Konferansı kararıyla kabul edilen ilk “Dünya Türk Dili Ailesi Günü”nü işaret etmektedir. Bu yıllık anma, Türk dili konuşan halkların ortak dil ve kültürel mirasını vurgulamakta ve UNESCO’nun çok dillilik, kültürel çeşitlilik ve tehlike altındaki dillerin korunmasına olan bağlılığını pekiştirmektedir.
Bu tarih, dil biliminde dönüm noktası niteliğinde bir anı anmaktadır: 15 Aralık 1893’te Danimarkalı dilbilimci Vilhelm Thomsen, Türk dil ailesinin bilinen en eski yazılı kayıtları arasında yer alan Orhun Yazıtları’nı çözdüğünü duyurmuştur. Bugün Türk dilleri, Avrasya’nın geniş bir bölgesinde 200 milyondan fazla insan tarafından anadil olarak konuşulmakta olup zengin yazılı gelenekleri, güçlü sözlü mirası ve çeşitli kültürel uygulamaları taşımaktadır.
Ancak dünya bu ortak mirası kutlamaya hazırlanırken, Çin Komünist Partisi (ÇKP), Türk dil ailesinin en önemli kollarından biri olan Uygur dilini, kendi anavatanında silmek üzere tasarlanmış politikaları aktif bir şekilde uygulamaktadır.
Mirası Kutlarken Yok Oluşu Görmezden Gelmek
Uygur Araştırmalar Merkezi İcra Direktörü Abdulhakim İdris de “UNESCO Dünya Türk Dilleri Ailesi Günü’nü kutlarken, tüm Türk dillerinin kökeni olan Uygur dili, anavatanımızda devlet destekli bir yok oluşla karşı karşıya kalıyor. Çin, ana dilimizi okullarda suç saydı, ders kitaplarımızı yok etti ve dilimizin koruyucularını hapse attı. En çok zulüm gören üyesinin sistematik olarak yok edilmesine sessiz kalırken, Türk dil çeşitliliğini onurlandırdığımızı iddia edemeyiz.” değerlendirmesini yapmıştır.
Kültürel Soykırımın Mimarisi
2014 yılından bu yana ÇKP, kültürel soykırım tanımına uyan politikalar uygulamaktadır:
- Eğitim Yasağı: Uygurca, eğitim dili olmaktan çıkarılmıştır. BM uzmanları 2023 ve 2025 yıllarında, yaklaşık bir milyon Uygur çocuğun zorla ailelerinden koparılarak, anadillerini konuşmanın cezalandırıldığı devlet yönetimindeki yatılı okullara yerleştirildiğini bildirmiştir.
- Entelektüellerin Hedef Alınması: Uygur dil ve kültür mirasının muhafızları sistematik olarak susturulmuştur. Edebiyat eleştirmeni Yalqun Rozi, Uygurca ders kitapları derlediği için 15 yıl hapse mahkum edilirken, ünlü halkbilimci Rahile Dawut’un Uygur geleneklerini belgelediği için müebbet hapis cezasına çarptırıldığı bildirilmektedir. Yüzlerce yazar, şair ve dilbilimci hapishane ve kamp sisteminde kaybolmuştur.
UNESCO’ya Çağrı
UNESCO, Dünya Türk Dili Ailesi Günü’nün, BM’nin çok dillilik gündemi ve Genel Kurul’un 71/328 sayılı kararı doğrultusunda medeniyetler arasında dilsel iş birliğini, kültürel değişimi ve diyaloğu teşvik etmeyi amaçladığını belirtmiştir.
Uygur Araştırmaları Merkezi (Center for Uyghur Studies), UNESCO’yu bu yeni anmanın gerçeklikten kopuk sembolik bir kutlamaya dönüşmemesini sağlamaya çağırmaktadır.
UNESCO, Uygur anavatanında Uygurca eğitimin sistematik olarak yasaklanmasını soruşturmalıdır; bu uygulama, Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni doğrudan ihlal etmekte ve UNESCO’nun dilsel çeşitliliği koruma ve dilleri insanlığın ortak mirasının temel bir parçası olarak güvence altına alma misyonuyla çelişmektedir.
İletişim
Uyghurstudy.org
Telif Hakkı Uygur Araştırmaları Merkezi - Tüm Hakları Saklıdır
